Psikopati
사이코패시
Empati ve suçluluk duygusunun belirgin biçimde eksik olduğu, başkalarının duygularına karşı duyarsızlık gösteren bir kişilik özelliğidir. Çoğunlukla yüzeysel çekicilik ve dürtüsel davranışlarla birlikte görülür.
Fotoğraf Düzenleme ve Öz-İmge
사진 편집과 자기 이미지
Filtreler ve düzenleme uygulamalarıyla süslenmiş fotoğraflardaki görünümü gerçek 'ben' olarak kabul etmeye başlamak ve bunun sonucunda gerçek görünüşe duyulan memnuniyetsizliğin giderek artması olgusudur.
Ergenlik (Puberty)
사춘기
Çocukluktan ergenliğe geçiş dönemidir; bu süreçte fiziksel ve psikolojik açıdan büyük değişimler yaşanır.
Sosyal Biliş
사회 인지
Diğer insanlar ve sosyal durumlar hakkındaki bilgileri işleme ve anlama sürecidir. Başkalarının düşüncelerini, duygularını ve niyetlerini kavramada ve sosyal ilişkiler kurmada temel bir rol oynar.
Sosyal Kimlik Teorisi
사회 정체성 이론
İnsanların ait oldukları gruplar aracılığıyla benlik kimliği oluşturduklarını ve kendi gruplarını daha olumlu değerlendirme eğiliminde olduklarını açıklayan bir teoridir. Aidiyet duygusunun ve kimliğin davranışları nasıl etkilediğini anlamamızı sağlar.
Sosyal Beceri Eğitimi
사회기술훈련
Diğer insanlarla akıcı biçimde iletişim kurmak ve ilişki geliştirmek için gerekli becerilerin sistematik olarak öğrenildiği ve pratik yapıldığı bir programdır. Kişilerarası ilişkilerde özgüven kazanmaya yardımcı olur.
Sosyal Kaygı Bozukluğu
사회불안장애
Başkalarının önünde değerlendirilmekten veya utandırılmaktan aşırı derecede korkulan bir durumdur.
Sosyal İzolasyon
사회적 고립
Bir kişinin diğer insanlarla neredeyse hiç temas veya etkileşim olmaksızın yalnız yaşadığı nesnel bir durumu ifade eder.
Sosyal Beyin Hipotezi
사회적 뇌 가설
Bu hipotez, insan beyninin bu kadar büyük gelişmesinin temel nedeninin karmaşık sosyal ilişkileri yönetme ihtiyacı olduğunu öne sürer. Yani beynimiz, başkalarıyla bağlantı kurmak için evrimleşmiştir.
Sosyal Karşılaştırma
사회적 비교
Kendi yeteneklerimizi, görüşlerimizi ve koşullarımızı başkalarıyla karşılaştırarak değerlendirdiğimiz doğal bir psikolojik süreçtir.
Toplumsal Cinsiyet (Gender)
사회적 성(젠더)
Toplumsal cinsiyet, toplum ve kültürün erkeklere ve kadınlara atfettiği roller, davranışlar ve beklentileri ifade eder. Biyolojik cinsiyetten farklı olarak sosyal olarak inşa edilen bir kavramdır.
Sosyal Jet Lag
사회적 시차증
Sosyal jet lag, biyolojik uyku ritmin ve sosyal programın arasındaki kronik uyumsuzluktur; her hafta zaman dilimlerini geçiyormuş gibi yorgunluk yaratır.
Sosyal Çekilme (Social Withdrawal)
사회적 위축
Kişinin sosyal durumlardan ve kişilerarası ilişkilerden kendini geri çektiği ve kaçındığı bir davranış örüntüsüdür.
Sosyal Kimlik
사회적 정체성
Bu, ait olduğunuz sosyal gruplara dayanan benliğinizin bir parçasıdır. Milliyetiniz, mesleğiniz veya dininiz sosyal kimliğinizi oluşturur.
Sosyal Destek
사회적 지지
Sosyal destek, çevredeki insanlardan alınan duygusal, pratik ve bilgisel yardım ile destektir.
Sosyal Kolaylaştırma
사회적 촉진
Başkaları bizi izlerken kolay görevleri daha iyi, zor görevleri ise daha kötü yaparız.
Sosyal Aylaklık (Social Loafing)
사회적 태만
Sosyal aylaklık, bireylerin grup içinde çalışırken yalnız çalışmaya kıyasla daha az çaba göstermesi olgusudur.
Sosyal Öğrenme
사회적 학습
Başkalarını gözlemleyerek ve taklit ederek öğrenmektir. Bandura'nın teorisi bu alanın en önemli örneğidir.
Sosyal Öğrenme Kuramı
사회적 학습이론
Bu kuram, öğrenmenin başkalarının davranışlarını gözlemleyerek ve taklit ederek gerçekleştiğini savunur.
Sosyal Duygusal Öğrenme
사회정서학습
Sosyal duygusal öğrenme; duyguları anlamayı, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmayı ve sorumlu kararlar almayı öğrenme sürecidir. Bu, zihnin kaslarını güçlendiren bir öğrenmedir.
Geriye Dönük Önyargı
사후 확신 편향
Bir olay gerçekleştikten sonra 'Zaten biliyordum' hissine kapılmaya yol açan bilişsel bir önyargıdır. Sonucu öğrendikten sonra sanki başından beri tahmin edebilirmişiz gibi belleğimiz çarpıtılır.
Doğum Sonrası Depresyon
산후 우울증
Doğumdan sonra ortaya çıkan bir depresyon türüdür. Hormonal değişiklikler ve bebek bakımının getirdiği stres başlıca nedenler arasındadır.
Doğum Sonrası Psikoz
산후 정신병
Doğumun hemen ardından ortaya çıkan, gerçekliği algılamada ciddi güçlüklere yol açan ve acil uzman yardımı gerektiren ağır bir ruh sağlığı durumudur.
Yaşam Doyumu
삶의 만족도
Yaşam doyumu, kişinin kendi hayatını bir bütün olarak değerlendirdiğinde hissettiği tatmin ve doluluk derecesidir. Bu, anlık bir ruh hali değil, yaşama ilişkin genel bir yargıdır.
Yaşam Amacı
삶의 목적
Kendi varlığının nedenini ve yaşamın yönünü fark ederek, buna doğru ilerleyen anlamlı hedefler bütünüdür. Yaşam amacına sahip olmak, zorluklarda bile güç bulmayı sağlar.
Yaşam Amacı Duygusu
삶의 목적의식
Bu, kişinin kendi hayatına yön ve anlam kazandıran derin bir iç his. Amaç duygusu olan kişiler, zor durumlarda bile ileriye gidecek güç bulabilirler.
Yaşam Kalitesi
삶의 질
Bu kavram, bir kişinin fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan ne kadar tatmin edici ve mutlu bir yaşam sürdürdüğünü ifade eder. Yalnızca hastalığın yokluğunun ötesine geçerek genel iyilik halini kapsar.
Üçgenleme (Triangulation)
삼각 관계
İki kişi arasındaki çatışmada gerilimi azaltmak için üçüncü bir kişiyi ilişkiye dahil etme ilişki örüntüsüdür.
Shinrin-Yoku (Orman Banyosu)
삼림욕
Tüm duyuları kullanarak doğayı emmek için orman ortamında yavaşça ve bilinçli olarak kendinizi daldırmayı içeren Japon sağlık uygulaması — stres azaltma ve bağışıklık fonksiyonu için bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarla.
Trisiklik Antidepresan
삼환계 항우울제
Birden fazla nörotransmitter üzerinde etkili olan erken dönem antidepresanlardır. Etkili olmakla birlikte daha fazla yan etkiye sahiptir.
Terapi Direnci
상담 과정의 저항
Danışmanlık veya terapi sürecinde değişime duyulan korku ya da rahatsızlık nedeniyle kişinin farkında olmadan tedaviye engel olması olgusudur. Bu doğal bir tepkidir ve önemli bir psikolojik konuya yaklaşıldığının işareti olabilir.
terapide gizlilik
상담 비밀보장
Terapide paylaşılanların, ciddi güvenlik ya da yasal durumlar dışında korunacağı güvencesidir.
Terapi Seansına Hazırlık
상담 세션 준비
Psikolojik danışmanlık seansından önce duygu ve düşünceleri düzenleyerek danışmanlığın etkinliğini artırma yöntemidir. Önceden hazırlanmak, seans süresini daha anlamlı kullanmayı sağlar.
danışmanlık psikolojisi
상담심리학
İnsanların günlük yaşamda karşılaştığı psikolojik zorluklarla başa çıkmalarına ve daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olan psikoloji dalıdır.
İmgesel Maruz Bırakma
상상 노출
Korkulan bir durumu zihinde canlı biçimde canlandırarak, güvenli bir ortamda o kaygıya kademeli olarak alışmayı sağlayan bir terapi tekniğidir.
Kayıptan Sonra Anlam Bulma
상실 후 의미 찾기
Sevilen birini ya da değerli bir şeyi kaybettikten sonra, o deneyimin içinde hayatın anlamını yeniden keşfetme sürecidir. Kaybın acısını inkâr etmeden de yeni bir anlam bulunabilir.
Duruma Bağlı Bellek
상태 의존 기억
Belirli bir duygu veya bedensel durumda depolanan anılar, benzer bir durumda olunduğunda daha kolay hatırlanır.
Yukarı Yönlü Karşılaştırma
상향 비교
Yukarı yönlü karşılaştırma, kendimizden daha başarılı ya da daha iyi bir durumda olan kişilerle kendimizi kıyaslamaktır. Bu durum bizi motive edebileceği gibi aşağılık duygusuna da yol açabilir.
Aşağıdan yukarıya işleme
상향 처리
Bir şeyi duyusal ayrıntılardan başlayarak anlamlandırmak.
Karşılıklılık
상호성
Karşılıklılık, ilişkilerde verme ve almanın dengeli olması anlamına gelir. Sağlıklı ilişkilerin önemli bir unsurudur.
Karşılıklılık Yasası
상호성의 법칙
Bir şey aldığımızda onu geri vermemiz gerektiğine dair psikolojik bir yükümlülük hissidir. İyi niyetle işleyebileceği gibi, manipülasyon aracı olarak da kötüye kullanılabilir.
Karşılıklı Bağımlılık
상호의존
Bu, birbirinin bağımsızlığına saygı gösterirken sağlıklı biçimde birbirine yaslanmayı içeren bir ilişki biçimidir. Yalnız başına da iyi olmak, ama birlikte olunca daha da zenginleşmek — olgun bir ilişkinin görünümü budur.
Gece Ortasında Uyanma
새벽에 자꾸 깰 때
Gece tekrar tekrar uyanmak, uyku sürdürme insomniasının bir türüdür. Nedenlerini anlamak durumu iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Erotomani
색정 망상
Belirli bir kişinin (genellikle ünlü biri veya yüksek statülü biri) kendisine aşık olduğuna dair sarsılmaz bir inancın bulunduğu sanrısal bir durumdur. De Clérambault sendromu olarak da bilinir.
Sandviç Kuşağı
샌드위치 세대
Bir yanda yaşlı ebeveynlerine bakması, diğer yanda çocuklarını yetiştirmesi gereken orta kuşağı ifade eder. Çifte bakım yükü nedeniyle bu kuşak son derece yüksek stres yaşar.
Biyopsikososyal model
생물심리사회 모델
Sağlığı bedeni, zihni ve yaşam koşullarını birlikte değerlendirerek anlamaya çalışan modeldir.
Üretkenlik - Durgunluk
생산성 대 침체
Orta yaşta bir sonraki nesle katkıda bulunmak ve anlamlı bir şeyler bırakmak için gerçekleştirilen gelişim görevidir. Bu, Erikson'ın gelişim teorisinin önemli bir aşamasıdır.
Üretkenlik Duygusu (Generativity)
생성감
Gelecek nesiller için bir şeyler bırakma isteği ve başkalarının gelişimine katkıda bulunma arzusu. Bu, kendi sınırlarımızın ötesine geçerek daha geniş bir dünyada anlamlı izler bırakmaya yönelten sıcak bir motivasyondur.
Yaşam Geçiş Stresi
생애 전환 스트레스
Mezuniyet, iş bulma, evlilik, emeklilik gibi hayatın büyük değişimlerini yaşarken hissedilen psikolojik yüktür. Olumlu değişimler bile strese yol açabilir.
Yaşamın Anlamı
생의 의미
Bu, kendi hayatınızın neden değerli olduğuna ve ne gibi bir amaca sahip olduğuna dair öznel bir farkındalıktır. Yaşamda anlam hisseden insanlar psikolojik olarak daha sağlıklıdır.
701–750 / 1812