Toplum ve kültürün erkeklerden ve kadınlardan beklediği davranış, tutum ve özelliklere ilişkin normlardır. Zamana ve kültüre göre değişkenlik gösterebilirler.
Bu, hangi cinsiyete ait olduğunuza dair derin iç hissinizdir. Biyolojik cinsiyetinizle örtüşebilir ya da farklılık gösterebilir.
Ebeveynlerin ya da büyükanne ve büyükbabaların yaşadığı büyük travmanın etkisinin bir sonraki nesle aktarılması olgusudur. Doğrudan yaşanmayan acı, aile aracılığıyla iletilebilir.
Farklı kültürlerden insanların nasıl düşündüğünü, hissettiğini ve davrandığını karşılaştırmalı olarak inceleyen psikoloji dalıdır.
Culture Shock, bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
Kasıtlı olmasa bile azınlık gruplara kaba veya ayrımcı mesajlar ileten ince söz ve davranışlardır. Küçük görünse de tekrarlandığında büyük psikolojik yaralar açabilir.
İçinde bulunulan ortama göre dili, üslubu ya da davranışı değiştirmektir.
Kişinin kendi ırkı veya etnik kökeninden dolayı yaşadığı psikolojik gerilim ve strestir. Ayrımcılık veya önyargıya maruz kalırken zihinde biriken yük olarak tanımlanabilir.
Irkı ya da ten rengini görmezden gelmenin en adil yol olduğunu savunan yaklaşım; ancak bu, gerçek eşitsizlikleri görünmez kılabilir.
Bu kavram, ırk sorunlarına ilişkin konuşmalarda çoğunluk grubunun sergilediği savunmacı ve rahatsız edici tepkileri açıklamaktadır. Irk ayrıcalığı üzerine yapılan tartışmaları zorlaştıran psikolojik bir olgudur.
İnsan bedenlerinin doğal olarak farklı olduğunu ve her bedenin saygıyı hak ettiğini anlatan yaklaşımdır.
Kişinin kendi ırksal kökenine ilişkin farkındalığının ve tutumlarının aşamalı olarak değişip olgunlaşması sürecidir. 'Ben kimim?' sorusunun derinlemesine araştırılmasının önemli bir parçasıdır.
Savaş, zulüm gibi nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin yaşadığı psikolojik güçlükler ve ruh sağlığı sorunlarını ele alan bir alandır. Bu kişilerin iç dünyasını anlamak ve onlara destek olmak büyük önem taşır.
Yeni bir ülkeye veya kültüre taşınırken yaşanan çeşitli psikolojik güçlükleri ifade eder. Dil, kültür, kimlik ve aidiyet gibi pek çok boyutta aynı anda uyum sağlamak zorunda kalmak büyük bir meydan okumadır.
Bu kavram; ırk, cinsiyet, sınıf ve engellilik gibi çeşitli sosyal kimliklerin birbiriyle örtüşüp kesişerek benzersiz ayrımcılık veya ayrıcalık deneyimleri yarattığını ifade eder.
Toplumsal cinsiyet, toplum ve kültürün erkeklere ve kadınlara atfettiği roller, davranışlar ve beklentileri ifade eder. Biyolojik cinsiyetten farklı olarak sosyal olarak inşa edilen bir kavramdır.
Sosyal kimliğe göre tanınan görünmez avantajlar ve etki dengesizliğini ifade eder. Bireyin çabasından bağımsız olarak işleyen bir toplumsal yapıdır.
Farklı kültürel geçmişlere sahip danışan ve danışman arasında kültürel farklılıkların kabul edilip saygı gösterilerek yürütülen bir danışmanlık yaklaşımıdır. Kültürü anlamak, zihni anlamanın anahtarıdır.
Başka bir kültürü tam olarak anlayabileceğimizi varsaymak yerine, açık bir zihinle sürekli öğrenmeye hazır olmak demektir.
Göç veya mültecilik gibi deneyimler sonucunda kendi kültürünü, anavatanını, dilini ve geleneklerini kaybetmenin yarattığı derin yitim ve yas sürecidir.
Farklı kültürel geçmişlere sahip insanları anlayabilme, onlarla etkili biçimde iletişim kurabilme ve onlara destek olabilme becerisidir.
Zor durumlarda dini inançlar veya manevi aktiviteler aracılığıyla stresle başa çıkma yöntemidir. Dua, meditasyon ve topluluk etkinlikleri zihinsel teselli kaynağı olabilir.
Kapsayıcı dil, belirli bir grubu dışlamayan veya ayrımcılık yapmayan, herkese saygı gösteren bilinçli bir dil kullanım biçimidir.
Belirli bir ırka karşı farkında olmadan otomatik olarak devreye giren önyargı veya kalıp yargılardır. Herkeste bulunabilir.
Bir kişinin psikolojik durumunu anlamak için kültürel arka planını sistematik biçimde ele alan klinik bir yaklaşımdır.
Cultural Sensitivity, bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
Ait olduğunuz kültürel gruba duyduğunuz aidiyet hissi ve o kültürün sizin için taşıdığı anlamdır.
Etnik kimlik, bireyin belirli bir etnik gruba ait olduğuna dair farkındalığını ve bu aidiyetle ilgili duygu, tutum ve davranışları kapsayan kimliğin bir boyutudur.
Sistemik ırkçılık, toplumun kurumlarına, politikalarına ve uygulamalarına derinden yerleşmiş ırk temelli eşitsizliği ifade eder. Bireysel önyargıların ötesinde, toplumsal yapının kendisi belirli ırklar için dezavantajlı biçimde işlemektedir.
Cultural Travma, bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
Sosyal bir azınlık grubuna mensup olmaktan kaynaklanan ek ve kronik bir strestir. Ayrımcılık, önyargı ve sosyal dışlanma, zihinsel sağlık üzerinde birikimli etkiler bırakır.
Bu alan, göç sürecinde yaşanan kendine özgü stresler ve uyum zorluklarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen bir disiplindir.
Bu alan, fiziksel veya gelişimsel engeli olan kişilerin yaşadığı özgün ruh sağlığı sorunlarını ve psikolojik ihtiyaçları ele almaktadır. Ruh sağlığı deneyimleri engellilik türüne göre farklılık gösterebilir.
Yeni bir kültürel ortama alışırken, kendi kültürün ile yeni kültür arasında denge kurmaya çalışma sürecidir.
Yaşçılık, insanlara yalnızca yaşları nedeniyle uygulanan önyargı veya ayrımcılıktır. En sık yaşlılara yönelik olsa da gençleri de olumsuz etkiler.
Bireyin bağımsızlığını, özerkliğini ve kendini gerçekleştirmesini grup hedeflerinden daha önemli sayan kültürel bir değerler sistemidir.
Bu, günlük yaşamda azınlık gruplara yönelik ince ve dolaylı ayrımcı söz ve davranışların üç türünü sınıflandıran bir kavramdır.
Bireysel bağımsızlıktan çok grup uyumunu, aidiyeti ve karşılıklı sorumluluğu öne çıkaran kültürdür.
İki kültürün de kişinin benliğinin bir parçası gibi gelmesi.
DEHB, otizm spektrum bozukluğu, disleksi gibi durumları olan ve beyinleri çoğunluktan farklı çalışan kişileri saygıyla tanımlayan bir terimdir. Bu bir eksiklik değil, çeşitliliktir.
Bu, bir kişinin tek bir kültürle sınırlı kalmayıp birden fazla kültür arasında geçiş yaparak yeni bir kültürel kimlik oluşturduğu bir bakış açısıdır. Kültürel sınırları aşarak birbirini anlama ve bağlanmayı önemli kabul eder.
Bu yaklaşım, her kültürün insanlarının psikolojisini o kültüre özgü bakış açıları ve kavramlar aracılığıyla anlamayı hedefler. Batı merkezli psikolojinin ötesine geçerek farklı kültürlerin bilgeliğine saygı duyan bir harekettir.
Psikolojide sosyal adalet, psikolojinin toplumsal eşitsizlik ve ayrımcılık sorunlarını tanıması ve herkesin adil bir psikolojik destek alabilmesi için çaba göstermesi anlamına gelir.
Kendi kültürünü ölçüt alarak diğer kültürleri değerlendirme ve kendi kültürünün üstün olduğuna inanma eğilimi.
Üçüncü kültür çocuğu, ne ebeveynlerinin kültürüne ne de yaşadığı ülkenin kültürüne tam olarak ait olmayan, ikisi arasında kendine özgü bir kimlik geliştiren çocuktur. Birden fazla kültür içinde büyüyerek özel bir birey haline gelir.
Bu alan, cinsel ve cinsiyet azınlıklarının yaşadığı kendine özgü ruh sağlığı sorunlarını ve bunları anlama ile destekleme yöntemlerini ele almaktadır. Her bireyin kimliği saygı görmeyi hak eder ve buna uygun bir bakım gerektirir.