Rüyaların içeriğini yorumlayarak bilinçdışı arzuları, duyguları ve çatışmaları anlamaya çalışan psikolojik bir yöntemdir. Freud ve Jung bu alanın önde gelen kuramcılarıdır.
Bu, bir kişinin çevresindeki bağlamdan (alandan) ne ölçüde etkilendiğini ya da bağımsız biçimde karar verip vermediğini gösteren bir bilişsel stildir. Bu kavram, her insanın bilgiyi işleme konusunda kendine özgü bir yolu olduğunu ortaya koymaktadır.
Uyarılma, vücudun ve zihnin aktif ve uyanık olma derecesini ifade eder — en düşük uçta derin uykudan, en yüksek uçta yoğun heyecan veya paniğe kadar uzanan bir spektrumda.
Göz, kulak, burun, dil ve deri gibi duyu organlarının dış uyaranları algılaması sürecidir. Dünyadaki bilgilerin zihnimize girdiği ilk kapı olup algı ve bilişin başlangıç noktasıdır.
Hayatındaki güzel şeyleri fark etmek ve bunlara değer vermektir. Küçük bir minnettarlık bile büyük mutluluk getirebilir.
Uzun vadeli bir hedefe doğru tutku ve kararlılığı sürdürme gücüdür. Yetenekten daha önemli olabilir.
Mizaç, bir kişinin doğuştan getirdiği kendine özgü kişilik eğilimidir. Duygusal tepkilerin hızı, aktivite düzeyi ve uyum yeteneği gibi alanlarda her birey farklı özellikler gösterir.
Doğuştan gelen duygusal ve davranışsal tepki kalıplarıdır. Kişiliğin biyolojik temelidir.
Motivasyon, bir davranışı başlatan, ona yön veren ve sürdüren içsel güçtür. Bizi hedeflerimize doğru ilerlemesini sağlayan zihnin itici gücüdür.
Olumsuz düşünce veya duyguların zihinde tekrar tekrar canlandırıldığı bir düşünce örüntüsü.
Öğrenmeden doğuştan gelen davranış kalıplarıdır. Tehlike anında kendini korumak ya da acıkınca yiyecek aramak gibi — bunlar hayatta kalmak için içimize yerleştirilmiş doğal tepkilerdir.
Kabul edilmesi güç olan gerçeklikleri veya duyguları bilinçdışı olarak tanımamaya çalışan zihnin koruyucu bir mekanizmasıdır. Zihin henüz hazır olmadığında kendiliğinden ortaya çıkan doğal bir tepkidir.
İçten tam olarak katılmasa bile başka birinin isteğine göre davranmaktır.
Gerçekliği göz önünde bulundurarak istekler ile ahlak arasında denge kuran zihnin bir parçasıdır.
Consciousness, bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
İd, içgüdüsel istek ve dürtülerden sorumlu olan zihnin en ilkel parçasıdır.
Bellekte depolanan bilgilerin ihtiyaç duyulduğunda geri çağrılması sürecidir. Belleğin üç aşamasının (kodlama–depolama–geri getirme) sonuncusu olan bu aşama, bir şeyi 'hatırladığımız' tam o andır.
Hazırlama etkisi, daha önce karşılaşılan bir uyaranın sonraki yargıları, davranışları ve belleği bilinçsizce etkilediği bir olgudur. Zihnimiz, önceki deneyimler tarafından sessizce hazırlanmaktadır.
Her an yaşanan temel duygu durumu, belirli duygulardan daha temel, genel olarak iyi/kötü, enerjik/bitkin hissetmeyi kapsayan durum.
Dikkat, zihnin sayısız uyaran arasından belirli bir bilgiye odaklanma ve onu seçme bilişsel sürecidir. Tıpkı bir el feneri gibi, zihnin aydınlattığı yere odaklanılır.
Algı, duyu organları aracılığıyla gelen bilgilerin beyin tarafından yorumlanarak anlamlandırıldığı süreçtir. Aynı şeye bakıldığında bile farklı insanlar bunu farklı biçimlerde algılayabilir.
Mantıksal analiz yapmadan bir şeyi anında anlama veya karar verme yeteneğidir. 'Sadece öyle hissediyorum' duygusu içinde uzun yılların deneyimi ve bilgeliği gizli olabilir.
Bilgileri anlamlı gruplara ayırarak daha kolay hatırlamayı sağlayan bellek yöntemidir.
Tutum, bir kişi, nesne veya duruma yönelik kararlı değerlendirici bir eğilimdir — dünyayı nasıl algıladığımızı ve yanıt verdiğimizi şekillendiren düşünce, duygu ve davranış eğilimlerinin bileşimidir.
Bir sorunun ya da durumun özünü aniden ve derinden anlama deneyimidir. 'Ah ha!' anı gibi, o ana kadar görülemeyen şeyin bir anda netleştiği zihinsel bir deneyimdir.
Belirli bir gruba veya grup üyelerine yönelik, yeterli bir temele dayanmadan beslenen olumsuz tutum veya duygudur.
Zihnin sakin ve barışçıl bir durumda olması. İçsel olarak durgun bir göl gibi hissetmektir.
Bu, aşırı mutluluk ve esrime hali olan bir ruh durumudur. Dünyanın güzel göründüğü bir his gibidir.
Depolama, alınan bilgilerin zihinde saklanması ve korunması sürecidir. Yaşadıklarımızı daha sonra hatırlayabilmemizi sağlayan önemli bir aşamadır.
Asimilasyon, Piaget'nin bilişsel gelişim teorisinde tanımladığı bir süreçtir; yeni bilgilerin ya da deneyimlerin mevcut bilişsel şemalara (zihinsel çerçevelere) yerleştirilerek anlamlandırılması, bu şemaların değiştirilmemesidir.
Conservation (Piaget), bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
Bir seferde kaç rakamı hatırlayabileceğinizi ölçen bir testtir ve kısa süreli bellek ile dikkat kapasitesini değerlendirmek için kullanılır. Ortalama bir kişi yaklaşık 7 rakamı hatırlayabilir.
Aralıklı öğrenme etkisi, bir konuyu tek seferde yoğun biçimde çalışmak yerine belirli zaman aralıklarıyla tekrar etmenin hafızayı çok daha uzun süre koruduğu olgusudur. Öğrenmeyi zamana yaymak, 'gece boyu çalışma'dan çok daha etkilidir.
Bu teori, anıların birbirine müdahale ederek belirli bir bilgiyi hatırlamayı nasıl zorlaştırdığını açıklar. Birbirine benzeyen anılar ne kadar fazlaysa, karışıklık yaşanma olasılığı da o kadar artar.
Duyusal bellek, duyu organları aracılığıyla alınan bilgilerin çok kısa bir süre (1-3 saniye) boyunca depolandığı bellek sistemidir. Belleğin ilk kapısı olan bu aşamada yalnızca dikkat edilen bilgiler bir sonraki aşamaya geçer.
Meslek veya durum nedeniyle gerçek duygularını gizleyip farklı duygular sergilemek zorunda kalmaktır. Bu süreç ciddi bir duygusal yorgunluğa yol açabilir.
Duyguları hissederken onları dışa vurmadan içte tutmak ve bastırmaktır. Uzun süre devam ederse sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratır.
Duygulanımsal öngörü, gelecekteki olayların bize nasıl hissettireceğini, bu duyguların yoğunluğunu ve süresini önceden tahmin etmeye yönelik psikolojik süreçtir.
Şu an hangi duyguyu hissettiğimi fark edebilme yeteneğidir. Duygu düzenlemenin ilk adımıdır.
Bu, başka bir kişinin duygularının farkında olmadan bize geçtiği bir olgudur. Duygular da bulaşıcıdır.
Duygularımızı fark etme, deneyimleme ve ifade etme biçimimizi yönetme becerisi.
Duygularını söz veya davranışlarla dışa vurma sürecidir. Sağlıklı ifade, ilişkileri daha derin kılar.
Karar felci, aşırı analiz, yanlış karar verme korkusu veya çok fazla seçenek nedeniyle herhangi bir seçim yapılamaması durumudur.
Gün içinde çok fazla karar vermek zorunda kaldığımızda yargılama gücümüzün azaldığı ve zihinsel olarak tükendiğimiz bir olguyu ifade eder.
Conjunction Fallacy, bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
Bir işi planlarken, o işin gerçekte olduğundan daha hızlı ve kolay tamamlanacağını iyimser bir şekilde tahmin etme eğilimidir. Neredeyse herkesin yaşadığı çok yaygın bir bilişsel önyargıdır.
Başka insanların acısına uzun süre temas etmekten doğan duygusal tükenmişliktir.
Atıf stili, bir kişinin iyi ya da kötü olayların neden meydana geldiğini açıklamada kullandığı alışkanlıksal örüntüdür — kendini mi yoksa koşulları mı suçladığı, nedenleri kalıcı mı yoksa geçici mi gördüğü ve etkilerin geniş mi yoksa sınırlı mı olduğu.
Pozitif duygu; sevinç, zevk ve memnuniyet gibi iyi hislerin genel adıdır.
Bu teori, bir kişinin hangi davranışı seçeceğinin, o davranışın iyi sonuçlar doğuracağına dair beklentisine göre değiştiğini öne sürer. Çabanın başarıya, başarının ise değerli bir ödüle yol açacağına duyulan inanç, motivasyonun temelidir.
1–50 / 306