Zihin tam hatırlamasa bile bedenin geçmiş deneyimlere tepki vermeye devam etmesidir.
Bu kavram, afet veya kaza yerlerine ilk ulaşan itfaiyeciler, polisler ve sağlık görevlileri gibi kişilerin yaşadığı psikolojik travmayı ifade eder. Başkalarını kurtarmaya çalışırken kendi ruhları da derin yaralar alabilir.
İş-yaşam dengesi, iş hayatı ile kişisel yaşam arasında sağlıklı bir denge kurulması anlamına gelir.
Zihni odaklamak ve sakinleştirmek için yapılan zihinsel bir pratik olup stresi azaltmaya ve refahı artırmaya yardımcı olur.
Uyku sırasında ortaya çıkan canlı ve rahatsız edici rüyalar olup travma sonrasında sıkça yaşanabilir.
Yoga, fiziksel duruşları, nefes egzersizlerini ve meditasyonu bir araya getiren bir zihin-beden pratiğidir ve stres yönetiminde oldukça etkilidir.
Mevcut başa çıkma yöntemlerinin yetersiz kaldığı, kişiyi derinden etkileyen zorlu psikolojik durumlara kriz denir.
Bilinç, bellek, kimlik ve duyumların birbirinden ayrılması veya kopması deneyimi. Hafif rüya hallerinden ağır kimlik bozukluklarına kadar uzanan bir yelpazede görülür.
Kişinin derin bir travmayı atlatma sürecinde öncesine kıyasla daha fazla gelişim yaşadığı ve olumlu değişimler deneyimlediği bir süreçtir.
Ruh hali zorlandığında kişinin farkında olmadan verdiği çeşitli psikolojik ve davranışsal sinyalleri ifade eder. Bu sinyalleri fark etmek, hem kendimizin hem de çevremizdekilerin ruh sağlığına özen göstermenin ilk adımıdır.
Başkalarından yardım isteyememek ve her şeyi tek başına çözmeye çalışma eğilimi. Bu, geçmişteki yaralar nedeniyle birine güvenip dayanmaktan korkan zihnin bir koruma biçimidir.
Tek bir değil, birden fazla türde şiddet veya istismara maruz kalmayı ifade eder. Ne kadar fazla türde zarar bir arada yaşanırsa, psikolojik etki de o kadar büyük olabilir.
Bu, başka bir kişi tarafından kasıtlı olarak verilen travmadır.
Stres, acı ya da zor duygularla baş etmek için kullanılan yol.
Tehdit hissettiğinde vücudun ve zihnin sanki donmuş gibi hareket edemez hale gelmesi şeklinde ortaya çıkan bir hayatta kalma tepkisidir. Bu, korkudan hiçbir şey yapamamak değil, beynin otomatik olarak seçtiği bir koruma yöntemidir.
Çocukluk döneminde, özellikle gelişimin erken evrelerinde yaşanan ve genel gelişim üzerinde geniş çaplı etkiler bırakan travma.
Hayatta kalma modu, aşırı stres veya kriz durumlarında beden ve zihnin yalnızca hayatta kalmaya odaklandığı bir durumdur.
Cinsel istismar, rıza alınmadan birini cinsel eyleme zorlamak veya cinsel olarak sömürmek anlamına gelir. Hem bedende hem de ruhta derin izler bırakan ciddi bir şiddet biçimidir.
Sınırlı zamanı verimli kullanarak stresi azaltmayı ve üretkenliği artırmayı hedefleyen bir stratejidir.
Tehdit hissedildiğinde karşı tarafı memnun ederek ve boyun eğerek tehlikeden kaçınmaya çalışılan içgüdüsel bir hayatta kalma tepkisidir. Bu başa çıkma biçimi özellikle çocuklukta travma yaşamış kişilerde sıkça görülür.
Kriz durumlarına karşı önceden hazırlanan somut bir başa çıkma planıdır. Kendine zarar verme veya intihar dürtüleri geldiğinde adım adım takip edilebilecek güvenli davranış rehberidir.
Bağlanma yarası, bakım verenlerle olan ilişkilerden çocuklukta oluşan derin duygusal bir yara izidir. En çok ihtiyaç duyulan anlarda güvenlik, teselli veya sevgi yeterince verilmediğinde zihnde derin izler bırakır.
Stres tepkisinin tam tersi olan bu fizyolojik tepki, vücut ve zihnin bilinçli olarak gevşetilmesini sağlar.
Travmayı doğrudan yaşamadan, başkalarının travmasına maruz kalarak gelişen bir travmatik tepkidir.
Fiziksel, duygusal ve zihinsel sağlığınız için bilinçli olarak yaptığınız aktivitelerdir.
Kaygılı veya zor anlarda kendi kendimizi sakinleştirme ve dengeleme becerisidir. Beş duyuyu kullanarak veya rahatlatıcı etkinlikler aracılığıyla kendimize bakım yapma yöntemidir.
Conversion Disorder, bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
Stres veya travma ne kadar çok tekrarlanırsa, giderek daha küçük uyaranlara bile o kadar güçlü tepkiler ortaya çıkar. Tıpkı bir kıvılcımın giderek daha kolay aleve dönüşmesi gibi.
Tehdit hissettiğimizde karşı koyup savaşmaya yönelik içgüdüsel bir hayatta kalma tepkisidir. Öfke, saldırganlık ve karşı koyma davranışları şeklinde ortaya çıkar; vücudumuzun tehlikeden kendini korumaya çalışan doğal bir savunma mekanizmasıdır.
Savaş alanında aşırı korku ve travma yaşandıktan sonra ortaya çıkan psikolojik ve fiziksel tepkilerin bütünüdür; günümüzdeki TSSB'nin erken kavramıdır.
Kaçınmacı başa çıkma, kişinin stres kaynağından veya bu kaynağın tetiklediği duygulardan uzaklaştığı ya da dikkatini başka yöne çektiği bir stres yönetimi stratejisidir; sorunla doğrudan yüzleşmek yerine kaçma yolunu seçer.
Bu, stresin yol açtığı olumsuz duyguları düzenlemeye ve yönetmeye odaklanan bir başa çıkma yöntemidir.
Başkalarına uzun süre bakım verirken tükenen duygusal enerjiyi yavaş yavaş geri kazanma sürecidir.
Bu, stresin kaynağı olan sorunu doğrudan çözmeye çalışan bir başa çıkma yöntemidir.
Travmanın yaşandığı an veya hemen sonrasında deneyimlenen dissosiyasyon olgusudur. Sanki başka birine oluyormuş gibi hissedilir ya da zaman algısı değişir.
Fiziksel, duygusal ya da psikolojik sınırların tekrar tekrar aşılmasıyla oluşan travmadır.
Mezuniyet, iş bulma, evlilik, emeklilik gibi hayatın büyük değişimlerini yaşarken hissedilen psikolojik yüktür. Olumlu değişimler bile strese yol açabilir.
Bir kuşağın yaşadığı travmanın etkilerinin çocuklar ve torunlar kuşağına aktarılması olgusudur. Ebeveynlerin veya büyükanne-büyükbabaların yaşadığı ağır travmanın psikolojik etkileri bir sonraki kuşağa aktarılır.
Geçmiş deneyimlerin bedende duyum ve tepki olarak kalması.
Bir kişinin üstlenmesi gereken rol ve sorumlulukların çok fazla olması nedeniyle psikolojik ve fiziksel olarak tükendiği bir durumdur. İş, aile ve toplumsal yaşamda aynı anda birden fazla rol üstlenilmesi gerektiğinde ortaya çıkar.
Tekrarlayan kafa darbeleriyle ilişkili, zamanla hafıza, duygu durumu ve davranışı etkileyebilen bir beyin hastalığıdır.
Belirli bir olay tarafından tetiklenen, kalp atış hızının artması ve adrenalin salınımı gibi hızlı fizyolojik değişiklikleri içeren kısa süreli stres tepkisi.
Cumulative Travma, bizi kendimizi ve başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olan psikolojide anlamlı bir kavramdır. Duygusal refah ve kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır.
Dolaylı travma, başkalarının travmatik deneyimlerine tekrarlayan maruziyetten kaynaklanan derin bir iç dönüşümdür — dünya görüşünde, inançlarda ve benlik duygusunda değişimler.
Toksik stres, koruyucu bir yetişkin olmaksızın uzun süre yoğun strese maruz kalınması sonucu beyin ve vücut gelişimine zarar veren bir stres türüdür.
Uzun süre devam eden ve zamanla hem bedeni hem zihni yıpratan stres durumudur.
Cinsel şiddet veya ihlal deneyimi nedeniyle zihinde derin yaralar açılması ve bu durumun günlük yaşamı etkileyen psikolojik bir acıya dönüşmesidir.
Bağlanma travması, bir çocuğun birincil bakıcısıyla kurduğu erken bağın istismar, ihmal, tutarsızlık veya ani ayrılık nedeniyle bozulmasından kaynaklanan derin psikolojik bir yaradır; bu durum kişinin yaşamı boyunca başkalarıyla ilişki kurma biçimini etkiler.
Tıbbi işlemler, hastaneye yatış veya tanı gibi tıbbi deneyimlerden kaynaklanan psikolojik şok durumudur. Hastanede veya tedavi sürecinde yaşanan korku ve çaresizlik uzun süre devam edebilir.
Doğal afetler veya insan kaynaklı felaketler gibi afet durumlarında insanların psikolojik sağlığını korumaya ve iyileşmelerine yardımcı olmaya odaklanan bir alandır. Afet sonrasında herkes psikolojik yara alabildiğinden sistematik psikolojik destek büyük önem taşır.
1–50 / 121