Sözlüğe geri dön

Psikoloji Terimleri A–Z

Sosyal psikoloji

34 terim

Kalıp Yargı (Stereotip)

고정관념

Belirli bir grubun tüm üyelerinin aynı özelliklere sahip olduğunu varsayan genelleştirilmiş bir inançtır.

Adil Dünya Hipotezi

공정한 세상 가설

Bu, dünyanın adil olduğuna ve iyi davranışların iyi sonuçlar, kötü davranışların ise kötü sonuçlar doğurduğuna inanma eğilimidir. Bu inanç bazen mağduru suçlamaya yol açabilir.

Otoriteye İtaat

권위에 대한 복종

Otorite sahibi birinin talimatlarına, etik açıdan sorunlu olsa bile uyma eğilimini ifade eder. Kişinin kendi ahlaki yargısını bir otorite figürünün emirleri karşısında geri plana bırakmasıdır.

Atıf Teorisi

귀인이론

Atıf teorisi, insanların davranış ve olayların nedenlerini nasıl belirlediğini açıklar — sorumluluğu kişilik ve çaba gibi içsel faktörlere mi, yoksa durum ve şans gibi dışsal faktörlere mi yüklediğini inceler.

Temel Atıf Hatası

기본적 귀인 오류

Başkalarının davranışlarını durumsal faktörler yerine onların kişilik özelliklerine ya da karakterine bağlama eğilimidir.

İç Grup Yanlılığı

내집단 편향

Kendi grubunun üyelerini diğer gruplara kıyasla daha olumlu değerlendirme ve onları tercih etme eğilimidir. 'Biz' duygusunun yarattığı doğal bir zihinsel süreçtir.

Uyum

동조

Görüşlerinizi veya davranışlarınızı bir grupla uyumlu hale getirmek için değiştirme.

Milgram Deneyi

밀그램 실험

Bu, otoriteye itaati inceleyen ünlü bir psikoloji deneyidir. Sıradan insanların bile otorite yönlendirmesiyle aşırı davranışlar sergileyebileceğini göstermiştir.

Seyirci etkisi

방관자 효과

Bir olayda etrafta ne kadar çok insan varsa, bir kişinin yardım etme olasılığının o kadar düşmesi durumudur.

İtaat

복종

İtaat, otoriter bir kişinin emir veya talimatlarına uymayı ifade eden bir davranıştır. Bu durum, söz konusu eylemler kişinin vicdanına aykırı olsa bile gerçekleşebilir.

Sosyal Biliş

사회 인지

Diğer insanlar ve sosyal durumlar hakkındaki bilgileri işleme ve anlama sürecidir. Başkalarının düşüncelerini, duygularını ve niyetlerini kavramada ve sosyal ilişkiler kurmada temel bir rol oynar.

Sosyal Kimlik Teorisi

사회 정체성 이론

İnsanların ait oldukları gruplar aracılığıyla benlik kimliği oluşturduklarını ve kendi gruplarını daha olumlu değerlendirme eğiliminde olduklarını açıklayan bir teoridir. Aidiyet duygusunun ve kimliğin davranışları nasıl etkilediğini anlamamızı sağlar.

Sosyal Karşılaştırma

사회적 비교

Kendi yeteneklerimizi, görüşlerimizi ve koşullarımızı başkalarıyla karşılaştırarak değerlendirdiğimiz doğal bir psikolojik süreçtir.

Sosyal Kimlik

사회적 정체성

Bu, ait olduğunuz sosyal gruplara dayanan benliğinizin bir parçasıdır. Milliyetiniz, mesleğiniz veya dininiz sosyal kimliğinizi oluşturur.

Sosyal Kolaylaştırma

사회적 촉진

Başkaları bizi izlerken kolay görevleri daha iyi, zor görevleri ise daha kötü yaparız.

Sosyal Aylaklık (Social Loafing)

사회적 태만

Sosyal aylaklık, bireylerin grup içinde çalışırken yalnız çalışmaya kıyasla daha az çaba göstermesi olgusudur.

Sosyal Öğrenme Kuramı

사회적 학습이론

Bu kuram, öğrenmenin başkalarının davranışlarını gözlemleyerek ve taklit ederek gerçekleştiğini savunur.

Karşılıklılık

상호성

Karşılıklılık, ilişkilerde verme ve almanın dengeli olması anlamına gelir. Sağlıklı ilişkilerin önemli bir unsurudur.

İkna Teknikleri

설득 기법

Başka bir kişinin tutumlarını, inançlarını ve davranışlarını değiştirmek için kullanılan psikolojik strateji ve yöntemlerdir. Günlük iletişimin bir parçası olabileceği gibi manipülatif amaçlarla da kullanılabilir.

uyma davranışı

순응

İçten tam olarak katılmasa bile başka birinin isteğine göre davranmaktır.

Stanford Hapishane Deneyi

스탠포드 감옥 실험

Bu, rollerin ve durumların insanın davranışını ne kadar değiştirebileceğini gösteren ünlü bir deneydir. Çevrenin gücüne karşı uyarı niteliği taşıyan bir örnektir.

Psikolojik Reaktans (Reactance)

심리적 반발

Özgürlüğümüz kısıtlandığında veya tehdit altına girdiğinde, onu geri kazanmak için güçlü bir motivasyon ortaya çıkar. Bize 'yapma' denildiğinde onu daha çok yapmak istememiz — işte bu psikolojik reaktanstır.

Dış Grup Homojenliği

외집단 동질성

Bu, ait olmadığımız bir grubun tüm üyelerini birbirine benzer olarak algılama eğilimidir. 'Onlar hepsi aynı' düşüncesi bunun tipik bir örneğidir.

bilişsel çelişki

인지 부조화

İnançlarımız ve davranışlarımız uyuşmadığında ortaya çıkan rahatsız edici iç gerilimdir.

Düşmanca Atıf Yanlılığı

적대적 귀인 편향

Karşıdaki kişinin davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlama eğilimidir. Tarafsız veya iyi niyetli davranışları bile düşmanca bir niyet taşıdığı şeklinde yanlış yorumlamaya yol açan bilişsel bir yanlılıktır.

Ana Karakter Sendromu

주인공 증후군

Kendinizi kendi hayat hikayenizin başrol oyuncusu olarak görme eğilimi; dünyanın sizin etrafınızda döndüğüne ve diğerlerinin yalnızca yardımcı oyuncular olduğuna inanma.

Grup Kutuplaşması

집단극화

Grup tartışmasının ardından bireyin görüşü başlangıçtakinden daha aşırı bir hale gelir. Bu olgu, benzer düşüncelere sahip insanlar bir araya gelip tartıştığında ortaya çıkar.

Grup Düşüncesi (Groupthink)

집단사고

Grubun uyumunu koruma isteği nedeniyle eleştirel düşüncenin bastırıldığı bir olgudur.

Prososyal Motivasyon

친사회적 동기

Bu, başkalarına yardım etme ve topluma katkıda bulunma isteğinden doğan içsel bir motivasyondur. Başkasının mutluluğunun kendi sevincine dönüştüğü doğal bir duygudur.

Bireyselliğin Yitirilmesi (Deindividuasyon)

탈개인화

Deindividuasyon, bir grup içinde bireyin kimliğinin zayıflaması ve normalde yapmayacağı davranışları sergilemesiyle ortaya çıkan bir olgudur.

Önyargı

편견

Belirli bir gruba veya grup üyelerine yönelik, yeterli bir temele dayanmadan beslenen olumsuz tutum veya duygudur.

Sürüye uyma etkisi

편승 효과

Bir şeyi, sadece birçok insan da yapıyor diye daha doğru ya da çekici bulma eğilimidir.

Hale Etkisi (Halo Etkisi)

후광 효과

Bir kişinin tek bir olumlu özelliği nedeniyle diğer tüm özelliklerinin de olumlu değerlendirilmesi eğilimidir.

Günah keçisi yapma (Scapegoating)

희생양 만들기

Bir grup ya da bireyin sorunlarını ve sorumluluklarını belirli bir kişiye yükleyerek o kişiyi haksız yere suçlamanın hedefi haline getirme eylemidir. Günah keçisi yapılan kişi gerçekte hiçbir hata yapmamış olsa bile grubun öfkesini ve eleştirilerini tek başına üstlenmek zorunda kalır.