Tanıdık geliyor mu?
Takvime bakıyorsun: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, araya bir de kuzenin düğünü sıkışmış… Daha şimdiden yorgun hissediyorsun. Bayram sofrasında biri mutlaka soruyor: "Evlilik ne zaman?", "Hâlâ o işte misin?", "Maaş ne kadar oldu?" Gülüp geçiştiriyorsun ama eve dönüş yolunda içinde hiç enerji kalmıyor. Aileni seviyorsun, işte tam da bu yüzden bu kadar yorulmak kafanı karıştırıyor, hatta biraz suçluluk bile duyuyorsun.
Aslında neler oluyor?
Aile buluşmalarının yorucu olmasının gerçek sebepleri var. Ailenin yanında, çok uzun zaman önce belirlenmiş rollere kolayca geri dönüyoruz. Kapıdan girer girmez yeniden "aklı başında büyük kız", "evin küçüğü" ya da "herkesi yatıştıran kişi" oluyorsun. Artık sen olmayan bir hâlini oynamak çok fazla enerji tüketiyor. Aile terapisi bunu aile sistemi içindeki bir örüntü olarak açıklar: Biri değişmeye çalıştığında, bütün sistem eski dengeye dönmek için baskı yapma eğilimindedir.
Bir de beklenti ile gerçek arasındaki fark var. Bayramlar hazır bir tabloyla gelir: sıcak, neşeli, kalabalık bir sofra. Oysa gerçek ailelerde eski kırgınlıklar, kuşak farkları, para ya da yaşlı ebeveynlerin bakımı yüzünden gerginlikler vardır. Kartpostaldaki görüntüyle yaşananlar arasındaki mesafe ne kadar büyükse, hayal kırıklığı ve yorgunluk da o kadar büyüyebilir. Üstelik bayramda herkesin mutlu olması "gerektiği" için zorlandığını söylemek daha da zorlaşır; içine attıkların birikip durur.
Psikolojideki benliğin farklılaşması (differentiation of self) kavramı burada işe yarayabilir. Aileye yakın kalırken kendi düşünce ve duygularını onlarınkinden ayırt edebilme becerisini anlatır. Farklılaşma ne kadar güçlüyse orta yolu bulmak o kadar kolaylaşır: Her yorumla sürüklenmemek ama herkesi soğukça hayatından çıkarmamak. Yorgun hissetmen sende bir sorun olduğu anlamına gelmiyor. Belki de sadece eski bir örüntünün içinde kendin kalmak için çok çabaladığının işaretidir.
Bugünden itibaren deneyebileceklerin
1. Ne kadar kalacağına önceden karar ver
Varmadan önce bir süre belirle, örneğin "Öğle yemeğinden sonra dört gibi kalkarım", ve bunu doğal bir şekilde söyle. Sonunu görmek, ne kadar dayanabileceğini çok değiştirir. Kendi arabanla gitmek ya da dönüş biletini önceden almak ayrılmayı çok daha kolaylaştırır.
2. Zor sorulara kısa cevaplar hazırla
Her yıl gelen sorular için, yani evlilik, iş, maaş, çocuk gibi konular için tek cümlelik bir cevabın hazır olsun. Mesela: "O konuyu ben kendi zamanımda hallederim. Sen anlat, bu yıl domatesler nasıl oldu?" Kısa cevap verip konuyu değiştirmek, içine çekilmeni önler. Kimseye uzun uzun açıklama yapmak zorunda değilsin.
3. Arada nefes alacak boşluklar yarat
Bulaşıklara yardım etmeyi teklif et, yeğenleri biraz yürüyüşe çıkar ya da bakkaldan bir şey almaya git. Beş on dakika uzaklaşıp yavaşça nefes almak biriken gerginliğin bir kısmını çözebilir. Bu kaçmak değil, geri dönebilmek için şarj olmak.
4. Sevgini kendi yolunla göster
Sevgini ya da saygını kanıtlamak için her etkinliğe katılmak zorunda değilsin. Bu yıl ziyareti biraz kısa tutup içten bir mektup yazabilir ya da başka bir gün annenle veya babanla baş başa yemeğe çıkabilirsin. Sana uyan bir tempoyla gösterilen sevgi genellikle daha uzun ömürlü olur.
5. Sonrasında toparlanma zamanı ayır
Büyük bir aile buluşmasının ertesi sabahını boş bırak ve kendine yalnız kalacak zaman tanı. Neyin zor olduğunu ve aslında nelerin fena geçmediğini kısaca not et. Yazmak duygularını toparlamana yardım eder ve bir sonraki buluşmaya hazırlanırken iyi bir rehber olur.
Ne zaman yardım istemelisin
Aile buluşmasını düşünmek bile uykunu kaçırıyorsa ya da sonrasında günlerce kendini çökmüş ve güçsüz hissediyorsan, bununla tek başına baş etmek zorunda değilsin. İlişkide hakaret, şiddet ya da ağır bir kontrol varsa, mesafe koymak ve güvenliğini sağlamak her şeyden önce gelir. Bir doktor, bir psikolog ya da bölgendeki ruh sağlığı hizmetleri sana destek olabilir. Kriz içindeysen hemen yerel acil durum numarasını ya da bir kriz destek hattını ara.
Aile, birine anlatması en zor konu olabilir. Can, hikâyeni yargılamadan sonuna kadar dinleyecek.