Tanıdık geliyor mu?
Yarın teslim edilecek raporun dosyasını açtın, ama bir bakmışsın masanı topluyorsun ya da bir saattir video izliyorsun. "Bugün kesin yapacağım" demiştin; yine gece oldu, iş yerinde sayıyor, büyüyen tek şey kendine kızgınlığın. Kendine tembel diyorsun ama bunu neden sürekli yaptığını gerçekten anlamıyorsun.
Aslında neler oluyor?
Son yıllarda psikoloji, ertelemeyi giderek daha çok bir zaman yönetimi sorunu değil, bir duygu düzenleme sorunu olarak görüyor. Bir işi düşündüğünde sıkılma, kaygı, ne yapacağını bilememe ya da başarısız olma korkusu gibi rahatsız edici bir şey hissedersen, beynin bu duygudan hemen kaçmanın yolunu arar. İşi ertelemek hızlı bir rahatlama sağlar; böylece erteleme bir tür kısa vadeli ruh hâli onarma stratejisine dönüşür.
Sorun şu ki bu rahatlama uzun sürmez. İş hâlâ oradadır ve zaman geçtikçe suçluluk ve baskı eklenir; o işi düşündüğünde hissettiklerin daha da ağırlaşır. Sonra yine kaçmak istersin ve bir kaçınma kısır döngüsü oluşur.
Mükemmeliyetçilik de büyük rol oynar. "Bunu düzgün yapmalıyım" çıtası ne kadar yüksekse, sadece başlamak bile o kadar tehdit edici gelebilir. Ayrıca gelecekteki kendimizi neredeyse başka biri gibi algıladığımız için "Yarınki ben halleder" demek çok kolaydır.
Araştırmalar ilginç bir noktaya da defalarca dikkat çekti: Erteledikten sonra kendine sert eleştiri yerine öz şefkatle yaklaşan kişiler, bir sonraki sefer daha az erteleme eğiliminde. Kendini suçlamak rahatsız edici duyguları büyütür, bu da yeniden kaçınmayı davet eder.
Bu açıdan bakınca erteleme bir karakter kusurundan çok, beynin seni rahatsız edici duygulardan korumak için yaptığı beceriksiz bir savunmaya benziyor. Bu yüzden çözümün anahtarı kendini daha çok zorlamak değil, bu duygularla başa çıkma biçimini değiştirmek.
Bugünden itibaren deneyebileceklerin
1. Önce duyguyu fark et
Bir işten kaçmak istediğinde kendine sor: "Bunu düşündüğümde ne hissediyorum?" Duygu görünür olunca, örneğin "yanlış yapmaktan korkuyorum" ya da "nereden başlayacağımı bilmiyorum", ilgilenmen gerekenin iraden değil o duygu olduğunu anlarsın. Çoğu zaman bir duyguyu sadece fark etmek bile onu biraz küçültür.
2. İlk adımı minicik yap
"Raporu yaz" yerine iki dakikalık bir ilk hareket seç, mesela "dosyayı aç ve başlığı yaz". Başlama eşiği düştükçe kaygı da düşer. Bir kez başladığında devam etmek çoğu zaman sandığından kolaydır.
3. Sadece 10 dakikaya söz ver
Zamanlayıcıyı 10 dakikaya kur ve kendine izin ver: "Çalınca bırakabilirim." Bir sonun olduğunu bilmek yükü hafifletir. Süre dolunca devam etmek istersen devam et; istemezsen bırakmak da tamamen normal.
4. Önce "kaba taslak" bir versiyon yap
Hemen bitmiş ürünü çıkarmaya çalışma. Dağınık olmasına izin verilen bir taslakla başla. "Şimdi geçer not alacak kadarını yapayım, sonra düzeltirim" düşüncesi mükemmeliyetçiliğin baskısını azaltır. Düzeltecek bir şeyin olması, zaten başladığın anlamına gelir.
5. Erteleyen kendinle nazikçe konuş
"Yine erteledim, hiç adam olmayacağım" yerine "Bu iş epey ağır geliyordu. Şimdi küçük bir parçasını yapalım" demeyi dene. Kendinle bir arkadaşınla konuşur gibi konuşmak suçluluğun ağırlığını azaltır ve yeniden başlamayı kolaylaştırır.
Ne zaman yardım istemelisin
Erteleme okulunu, işini ya da günlük hayatını tekrar tekrar alt üst ediyorsa ya da o kadar güçsüz hissediyorsan ki duş almak, yemek yemek gibi temel şeyler bile ağır geliyorsa, işin içinde depresyon ya da dikkat güçlükleri gibi başka bir durum da olabilir. Böyle bir durumda sadece iradeyle çözmeye çalışma. Bir doktora, bir psikoloğa ya da bölgendeki ruh sağlığı hizmetlerine başvur. Kriz içindeysen hemen yerel acil durum numarasını ya da bir kriz destek hattını ara.
Başlamayı bu kadar ağırlaştıran ne, gel Can ile yavaş yavaş konuşalım. Suçlama yok, sadece dinlemek var.