Hiç böyle oldu mu?
Pazartesi sabahı alarmı kapattıktan sonra uzun süre tavana baktığınız oldu mu? Eskiden toplantılarda ilk söz alan siz, artık sadece "Tamam, hallederim" deyip geçiyorsunuz ve mesai bitimini, bilgisayarı kapatacağınız anı bekliyorsunuz. Dinlenseniz de dinlenmiş gibi hissetmiyor, bedeniniz masada ama aklınız çok uzaklardaymış gibi hissedebilirsiniz.
Aslında ne oluyor?
Tükenmişlik (burnout), Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Uluslararası Hastalık Sınıflandırması'nda "başarıyla yönetilemeyen kronik iş stresinden" kaynaklanan, işle ilgili bir durum olarak tanımladığı bir kavram. Genellikle üç şekilde kendini gösterir: enerjinin dibe vurduğu bitkinlik, işten ve insanlardan uzaklaşan sinizm ve mesafe, ve "Ne yapsam ne değişecek ki?" diyen yetkinlik hissinin azalması.
Bunun ardından sıkça gelen şey ise son zamanlarda çok konuşulan sessiz istifa (quiet quitting). İşten ayrılmıyorsunuz ama sadece görev tanımınız kadarını yapıyor, fazlasına kalbinizi katmıyorsunuz. Bazıları için bu, daha fazla yıpranmamak için bir kendini koruma yolu olabilir. Ancak bu mesafe bilinçli bir sınırdan değil de umutsuzluktan doğuyorsa, işte geçen bütün saatler boş gelmeye ve kendinize dair hayal kırıklığı sessizce birikmeye başlayabilir.
Psikolojide işin talepleri (iş yükü, baskı, duygusal emek) ile kaynakları (özerklik, iş arkadaşlarının desteği, takdir, dinlenme zamanı) arasındaki denge önemli görülür. Talepler uzun süre kaynakları aşarsa herkes yorulabilir. Yani tükenmişlik iradesizlikten çok, dengenin uzun süredir bir tarafa kaydığının işaretidir. İyileşmenin yönü de "daha çok dayanmak" ya da "tamamen bırakmak" değil, uzun vadede sürdürebileceğiniz sürdürülebilir bir tempo bulmak olabilir.
Bugünden deneyebilecekleriniz
1. Bir enerji defteri tutun
Bir hafta boyunca her günün sonunda "Bugün beni en çok yoran şey" ve "Biraz da olsa güç veren an" için birer satır yazın. Belirsiz yorgunluk somut bir örüntüye dönüşmeye başlar. Neyi azaltıp neyi koruyacağınızı seçmek için ilk veriniz bu olur.
2. Sessiz istifa yerine net sınırlar belirleyin
Gizlice kendini geri çekmek, nerede duracağını bilmekten daha yorucudur. "Akşam 8'den sonra gelen iş mesajlarına ertesi sabah bakarım" gibi küçük ve net bir kuralla başlayın. Gerekirse önceliklerinizi açıkça konuşun: "Bu hafta şu iki işe odaklanayım, diğerlerini haftaya bıraksak olur mu?"
3. Dinlenmeyi takvime yazın
Dinlenmek, boş zaman kalırsa yapılan bir şey değil, planlanması gereken bir iştir. Öğle yemeğinden sonra 10 dakikalık yürüyüş, eve dönerken bir durak erken inip yürümek, hafta sonu yarım günü hiçbir plan yapmadan boş bırakmak gibi bedeninizin ve zihninizin işten koptuğu zamanları takviminize ekleyin.
4. İşin içinde küçük bir anlam bulun
Her işi sevmek zorunda değilsiniz. Bunun yerine "Yeni gelenlere bir şey anlatırken keyif alıyorum", "Derli toplu bir dosya görünce içim rahatlıyor" gibi size iyi gelen parçaları bulun ve onların payını yavaş yavaş artırın. Küçük bir anlam bile günü taşımanıza yardım edebilir.
5. İş dışındaki sizi büyütün
Unvanınız kimliğinizin tamamı gibi hissettirdiğinde, iş sarsıldığında siz de sarsılırsınız. Spor, hobi, arkadaşlarla bir çay sohbeti gibi işle ilgisi olmayan en az bir yanınıza özen gösterin. Hayatınızın ağırlık merkezi ne kadar farklı yerlere dağılırsa toparlanmanız o kadar hızlı olabilir.
Bu durumlarda destek alın
Dinlenseniz bile yorgunluğunuz haftalardır hiç geçmiyorsa, uykunuz ve yeme düzeniniz bozulduysa, işe gitmeyi düşünmek bile kalbinizi hızlandırıyor ya da gözlerinizi dolduruyorsa bununla tek başınıza baş etmek zorunda değilsiniz. Tükenmişlik bazen depresyon ya da kaygıyla iç içe geçebildiği için bir psikiyatrist, psikolog veya bölgenizdeki ruh sağlığı hizmetleriyle konuşmak iyi gelebilir. Kendinizi çok zor durumda hissederseniz bulunduğunuz yerdeki acil yardım hattını aramaktan çekinmeyin.
Yorgun zihninizi nereden çözmeye başlayacağınızı bilmiyorsanız, önce bugününüzü Can'a anlatın. Birlikte, acele etmeden toparlayalım.