Bu size tanıdık geliyor mu?
Sabah ne giyeceğinizi seçiyor, hangi mesaja önce cevap vereceğinize karar veriyor, toplantıda fikir belirtiyorsunuz… ve akşam olduğunda ağzınızdan yalnızca “Fark etmez, sen seç” çıkıyor. Belki yemek siparişi uygulamasında yarım saat gezinip sonunda hiçbir şey sipariş etmediniz ya da ufacık bir şeye sinirlendiniz. Gün boyu pek hareket etmediğiniz hâlde bitkin hissediyorsanız, zihniniz seçim yapmaktan yorulmuş olabilir.
Neler oluyor olabilir?
Psikolojide bu duruma genellikle karar yorgunluğu (decision fatigue) denir: Büyük küçük pek çok seçimi art arda yaptıktan sonra muhakememizin kalitesi düşebilir. Ertelemeye, düşünmeden seçmeye ya da “her zamanki” seçeneğe yönelmeye başlarız.
Bir dönem bu durum, ego tükenmesi (ego depletion) kuramıyla açıklanıyordu: İrade gücünün kullandıkça yorulan bir kas gibi olduğu fikri. Ancak sonraki araştırmalar bu sonuçları her zaman tekrarlayamadı ve konu bilim dünyasında hâlâ tartışılıyor. Bugün pek çok araştırmacı, meselenin boşalan bir enerji deposundan çok; yorgunluk, motivasyon, stres ve hatta “artık tükendim” inancının bir araya gelmesi olduğunu düşünüyor.
Buna bir de seçim aşırı yüklemesi (choice overload) ekleniyor. Seçenek çok fazla olduğunda kararı ertelemek ya da sonradan “Acaba öbürü mü daha iyiydi?” diye pişman olmak kolaylaşır. Her zaman en iyisini arayan maksimize etme eğilimi güçlü olan kişiler bunu daha çok hissedebilir; “Bu kadarı yeterince iyi” diyen yeterince iyiyle yetinme (satisficing) tutumu ise genellikle zihni daha az yorar.
Kısacası karar yorgunluğu irade zayıflığı değildir. Her gün bizden çok fazla seçim yapmamızı isteyen bir ortama verilen doğal bir tepki olabilir.
Bugünden itibaren deneyebilecekleriniz
1. Tekrarlayan kararları sabit kurallara dönüştürün
Kahvaltı, spor saati, hafta içi kıyafetleri gibi her gün tekrarlanan seçimleri bir kez belirleyebilirsiniz. “Hafta içi simit ve çay, pazar serpme kahvaltı” gibi basit bir kural bile sabah kararsızlığını azaltır. Tasarruf ettiğiniz enerjiyi gerçekten önemli kararlara ayırabilirsiniz.
2. Önemli kararları enerjiniz varken verin
Pek çok kişi için iyi bir uykunun ardından ya da yemekten sonra düşünceler daha nettir. İş değişikliği, büyük bir harcama veya ilişkiyle ilgili kararları gece geç saatlere ya da işten bitkin döndüğünüz yola bırakmayın. Sadece “Yarın sabah tekrar bakarım” diye not almak bile dürtüsel seçimleri azaltabilir.
3. Seçenekleri üçe indirin
İnternetten alışveriş ya da restoran seçimi gibi seçeneklerin sonsuz göründüğü durumlarda önce üç aday belirleyin ve yalnızca onlar arasından seçin. Fiyat, mesafe, yorumlar gibi iki üç ölçüt koyarsanız karşılaştırmak çok daha kolaylaşır. Karşılaştırmayı zamanında bırakmak, seçiminizden daha memnun kalmanızı sağlayabilir.
4. “Yeterince iyi” olana izin verin
Küçük kararların kusursuz olması gerekmez. Önce “Bu olur” çizgisini belirleyin, sonra bu çizgiyi geçen ilk seçeneği alın. Geri alınabilecek bir kararsa onu daha da hafif verebilirsiniz.
5. Kararları belirli saatlerde toplu verin
E-postalara cevap vermek, alışveriş listesi hazırlamak, haftayı planlamak gibi küçük kararlar için günde bir iki zaman dilimi ayırıp hepsini bir arada halledin. Her bildirime anında tepki vermek, gün boyu küçük kararların peşinden sürüklenmek demektir. Arada kısa bir yürüyüş ya da bir bardak su gibi küçük molalar da iyi gelebilir.
Ne zaman yardım almalısınız?
Birkaç haftadır küçük kararları bile neredeyse veremiyorsanız ya da buna isteksizlik, uyku sorunları veya iştah değişiklikleri eşlik ediyorsa, bu sıradan bir yorgunluktan fazlası olabilir; depresyon ya da kaygı da işin içinde olabilir. Günlük hayatınızı etkiliyorsa bir hekimle, bir ruh sağlığı uzmanıyla ya da bölgenizdeki ruh sağlığı hizmetleriyle görüşün. Kendinizi tehlikede ya da kriz içinde hissederseniz hemen yerel acil durum numarasını veya bir kriz destek hattını arayın.
Bugün kafanız seçimlerle doluysa Can'a anlatın. Önce neye karar vermek istediğinizi birlikte, sakince toparlayalım.