Uyarma Yükümlülüğü
Duty to Warn
Bir danışman, danışanının belirli bir kişiye ciddi zarar verme riski taşıdığına karar verdiğinde, gizliliği ihlal ederek bu tehlikeyi bildirmesi gereken yasal ve etik bir yükümlülüktür.
Details
Uyarma Yükümlülüğü (Duty to Warn)
Bir ruh sağlığı uzmanı, danışanından belirli bir kişiye yönelik ciddi bir tehdit algıladığında, gizlilik ilkesine rağmen potansiyel mağduru veya ilgili kurumları uyarması gereken yasal ve etik bir yükümlülük söz konusudur.
Tarasoff Davası
Uyarma yükümlülüğünün kökeni, 1976 yılındaki Amerikan Tarasoff - California Üniversitesi Mütevelli Heyeti Davası (Tarasoff v. Regents of the University of California)'na dayanmaktadır. Bir danışan, belirli bir kişiye zarar vereceğini söylemiş; ancak uyarı yapılmamış ve bir trajedi yaşanmıştır.
Bu davadan sonra "Korumayı ayrıcalık olarak görmek, korunan kişiyi uyarma yükümlülüğünü de beraberinde getirir" ilkesi yerleşmiştir.
Uygulama Kriterleri
Uyarma yükümlülüğünün doğduğu koşullar
Müdahale yöntemleri
Etik Çatışma
Mindy, bu yükümlülüğün danışmanlar için son derece zorlu bir etik ikilem yarattığını bilmektedir. Gizlilik, danışmanlık ilişkisinin temel taşıdır; ancak birinin hayatı tehlikede olduğunda güvenlik öncelik kazanır. Bu dengeyi bilgelikle kurmak, ruh sağlığı uzmanının önemli bir rolüdür.
💡 Günlük yaşam örneği
Bir danışan, seans sırasında belirli bir kişiye zarar vermeye yönelik somut bir plan açıkladığında, danışman uyarma yükümlülüğü kapsamında ilgili kişiyi ve polisi bilgilendirebilir.
Bu içerik eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tanının yerini tutmaz.